Pahalı ve tutkulu bir iş: Koleksiyonculuk

0

Türkiye’de resme olan ilgi artıyor. Son 10 yılda resim koleksiyoneri sayısında da ciddi bir artış gözleniyor. 200’e ulaşan bu sayının önümüzdeki dönemde 2 bine yaklaşması bekleniyor. Koleksiyonerler arasında ise iş dünyasının öncü isimleri başı çekiyor. Oya-Bülent Eczacıbaşı, Suna-İnan Kıraç, Can Has, Yunus Büyükkuşoğlu, Mustafa Taviloğlu, Ünal Göğüş ve Lucien Arkas değerli resim koleksiyonlarıyla öne çıkıyor. Ömer Koç, Ahmet Kocabıyık, Nezih Barut, Cengiz Çetindoğan ise son 10 yılda sanat eseri alımına ağırlık veren isimler…

Aslında Türkiye’de resim koleksiyonerliği, 30-35 yıllık bir geçmişe sahip… İlk sanat galerilerinin ve resim koleksiyonerlerinin ortaya çıkışı, 1970’li yıllara rastlıyor. Ancak 40 yılda katedilen yol inanılmaz. Geçtiğimiz kasım ayında Burhan Doğançay gibi önemli bir çağdaş ressamın ‘Mavi Senfoni’ tablosuna verilen 2,2 milyon TL, bu pazarın ne kadar hızlı geliştiğinin de en açık göstergesi.

Sanat talebine bağlı olarak Türk resim piyasasının hacmi de yükseliyor. Bundan 10 yıl önce 20 milyon dolarlık bir pazardan bahseden sanat uzmanları, bugün bu rakamın 200 milyon dolar civarında olduğunu tahmin ediyor. Sanat uzmanları, son 6 ayda çağdaş eserlerde fiyatların yüzde 100 arttığını belirtiyor. Aynı şekilde son 10 yılda yeni koleksiyonerler doğuyor, resimle ilgilenmeye, yatırım yapmaya başlayanların sayısında da ciddi bir artış mevcut.

Koleksiyonerliğe gönül vermiş isimler de müze açmak için fırsat kolluyor. Sanat dünyasının duayenlerinden Antik A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı Turgay Artam, “Sanat eserlerine olan ilgi sürekli artış eğiliminde…  Yurtdışından getirilen önemli sergiler ve bu sergilere gösterilen ilgi, insanların sanat olaylarına bakışının değişmesini sağladı” diyor. X-İst’in kurucularından Daryo Beskinazi de “Sanat eserlerinde kâr marjlarının hem de yaşayan sanatçılar için 6-7 haneli rakamlara çıkmış olması, alım arzusunu ve risk iştahını artırıyor” diye konuşuyor.

Tabii koleksiyonerliğin gelişmesinde Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Santral İstanbul, Pera Müzesi ve Elgiz Çağdaş Sanat gibi özel müzelerinin kurulmasının da ciddi etkisi var.

200 KOLEKSİYONER VAR

“Geçtiğimiz 10 yılda koleksiyoner sayısında çok hızlı artış olduğu gerçek” diyor Art Depo Sanat Galerisi yöneticisi Erhan Ersöz, ancak Türkiye’de iyi koleksiyoner sayısının 200 kadar olduğunu tahmin ediyor. Koleksiyoner olma yolunda resim alanların sayısının ise 2 bin kişiyi bulduğunu düşünüyor.

Daryo Beskinazi ise Türkiye’de son dönem gelişmelerin ciddi bir koleksiyoner potansiyeli olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Ancak Beskinazi’ye göre Türkiye’de sürekli eser satın alan ve onları satmadan depolayan, yani koleksiyoner kimlikli kişi sayısı 100’den fazla değil.

DEĞER BİÇMEK ZOR

Türkiye’de koleksiyonerlerin ellerindeki eserlerin değerini belirlemek ise çok zor. Kimin, hangi esere sahip olduğu, ancak sergilendikçe ya da müzayedelerden alım yaptıklarında öğrenilebiliniyor. Yurtdışında Londra, Paris, New York gibi sanat şehirlerinden de alım yaptıkları için hangi eserlere sahip olduklarını, koleksiyonerlerin kişisel beyanları ile takip etmek mümkün oluyor. Bu da koleksiyonların değerinin belirlemede güçlük yaratıyor.

Örneğin Salih Tatlıcı’nın ölümü sonrası yapılan araştırmalarda 6,5 milyon TL değer biçilen 800’e yakın tablosu bulunmuştu. Eserlerini İstanbul Modern’de sergileyen Oya-Bülent Eczacıbaşı’nın da müzedeki eserlerinin değerinin

100 milyon doları aştığı tahmin ediliyor. Cengiz Çetindoğan’ın Demsa Grup Koleksiyonu olarak oluşturduğu koleksiyonunun maliyetinin 100 milyon doların üzerinde olduğu söyleniyor.

/_np/7429/9607429.jpgKoleksiyonerler de kendi koleksiyonları için belli değerlemelerde bulunabiliyor. Örneğin Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Bektaş, “Kafamda belirlediğim rakama göre koleksiyonumun değeri toplamda 2-3 milyon TL tutar” diyor.

YENİ MÜZELER GELİYOR

“Genç yaşımda müze kurma hevesim vardı” diyor Can Has ve ekliyor: “Koleksiyonerliğe başladığınızda öğrenme süreci başlıyor, eserler topluyorsunuz. Ancak bir süre sonra bu yeterli olmuyor ve müze fikri oluşuyor. Eserlerinizi gün ışığına çıkarmak büyük haz veriyor” diyor. İşte koleksiyonerliğin bir adım ötesi, özel müzelerin kurulma isteği de böyle doğuyor. Son dönemde açılan Sabancı Müzesi,  İstanbul Modern, Santral İstanbul, Pera Müzesi ve Elgiz Çağdaş Sanat gibi özel müzeler, bu yolda diğer koleksiyonlere de örnek oluyor.

Yunus Büyükkuşoğlu, Cengiz Çetindoğan, Ömer Koç, Lucien Arkas müze projeleri ile öne çıkıyor. Çetindoğan, Türk sanatı tarihini geniş ve detaylı bir koleksiyonla izleyenle paylaşmak amacında olduklarını açıklıyor ve “Zannederim, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nden sonraki en geniş koleksiyona sahip müze olacağız” diyor. Erdal Aksoy da “Müze düşüncemiz başından beri var. Planımızın ilk safhası uygun bir semt, mekan bulmak. Şu anda yersizlikten dolayı genişletemediğimiz koleksiyonumuza o zaman yeni eserler katabiliriz” diyor.

Lucien Arkas, gelecek planları içinde koleksiyonunu paylaşmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “İzmir Ticaret Odası ve İzmir Ekonomi Üniversitesi ortaklığıyla Eski Tekel fabrikasını tarihi kimliğini koruyarak kültür-sanat üreten ve paylaşan ‘Reji’ isimli bir Kültür Merkezi’ne dönüştürmek için çalışıyoruz.” Rezzan Has Müzesi’nde eşi Ahu Has ile oluşturdukları koleksiyonlarını geçtiğimiz ay sergilemeye başlayan Can Has da her yıl kendi koleksiyonundan yeni eserlerle sergi düzenlemeyi planladığını belirtiyor. İstanbul Modern Mütevelli Heyeti’ne yer alan Ünal Göğüş de eserlerini bu çatı altındaki sergilerle paylaşıyor.

Elçin Cirik / CAPİTAL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here